Para ve ün için değil insanlık
Para ve ün için değil insanlık, Cumhuriyet değerleri eğitim,
kültür, sanat için harcanan inatçı hayattır Tarık Akan.
Bu kalpler seni unutur mu
"yüreği de yakışıklı"!..
Onu; salt -sinema
sanatçısı- olarak görmek doğru değildir!..
Yapımcı, yazar, eğitim gönüllüsü, Nâzım sevdalısı, asla baş
eğmez bir Mustafa Kemâl devrimcisidir de!
TARIK AKAN'SIZ
10 YIL...
"Tarık Akan'a
Onu bir şeye benzet deseler
Derdim ki farksızdı yanardağdan
Dışardan sakin, dingin, suskun
İçi ateşle dolup taşan
Yurduna duyduğu sevgiydi o ateş
Çocuklara,aşka, özgürlüğe
Ve devleşen bir yangın alevi
Tel örgüler önünde
Kardeşim, yoldaşım, arkadaşım
Anın hep capcanlı kalacak senin
En önde olacaksınız Deniz’le birlikte
Kurtuluş şöleninde Türkiye’nin"
( Ataol
Behramoğlu , Eylül 2026, Foça)
****
Güzel Türkiyemin Güzel Yüzüdür Tarık Akan...
Çağdaş zamanlardan bir fırtına gibi gelip geçen bir simadır.
Ülkesini, halkını çok sevdiği için defalarca yargılandı.
Çok sevdiği halkının yanında yer almış, halkının çıkarları
için kavga etmiş bir aydındır.
Tarık Akan hep şunu savunmuştur;
"Türkiye'de bir oyuncu olmanın gereklerinin en önemli
yerlerinden biri tanesini yüklenilmesi gereken bir görev olarak üstüme almışım
ben.
Ülkenin lâik, demokratik, çağdaş bir yapıya oturması için
neler lâzımsa, onlar için bir şeyler yapilmasi gerektiğine inanan bir kişiyim.
Bunları da seçtiğim ve olmak istediğim bütün filmlerin
içerisine sokmuşumdur.
Çünkü benim dünya görüşüm bu.
Buna inanıyorum. Başka türlü bu toplumun rahata kavuşması
imkânsız diye düşünen kişilerdenim.
Bunu bir görev olarak koyuyorum kendime..."
Halkın "Bazı sanatçılar yapıtlarının toplamından fazla
bir şeyi ifade ederler...
Bazen yapıtlarından farklı bir şeyi temsil ettikleri de
olur...
Bu ‘bazıları’ yalnızca ait oldukları, rol aldıkları,
ürettikleri, üretimine katkıda bulundukları alanda değerlendirilemezler!..’’
Ozan Haydar Ergülen’in bu saptamalarına
uyandır dört yıl önce bugün yitirdiğimiz Tarık Akan!
****
Zülfü Livaneli'yi dinleyelim;
"Maden filminin müziğini yaparken tanıştık Tarık'la.
Dost olduk, kardeş olduk. Sonra Sürü'de ve Yol'da birlikteydik.
Yaşar Kemâl ona 'Uzun Oğlan' derdi. O halkın kalbine
gömülüdür.
Kalıbının adamıdır. Bırak sıkıyönetimleri, iktidarları, linç
kampanyalarını ölüm karşısında bile dimdik
durdun. "
****
Yakın arkadaşı -benim de iyi dostum- Moskova Nâzım Hikmet
Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı
Ali
Galip Savaşır , Kıymet Coşkun 'un hazırladığı "Tarık Akan"
kitabında; Moskova'daki Nâzım Hikmet 'i anma etkinlikleri sırasında
tanıştıklarını anlatır ve devam eder;
"Yıllarca birbirimizi görmemiş olmanın boşluğunu ilk
sohbetimizde kapattık.
Onu hiç görmemiş olsam da neden bu kadar sevildiğini o anda
anladım.
Doğallığı ve içtenliği, alçakgönüllülüğü insanı kavrıyordu.
Cenaze törenindeki kalabalık, Tarık Akan'ın
ölümsüzlüğüdür!.."
****
Sinemaya yıllar önce bir yarışmayla girdiğinde adı
‘'Kartpostal Çocuğu’'na çıkmış, Türkan Şoray, Fatma Girik, Filiz Akın, Hülya
Koçyiğit
ile peşpeşe film çekmişti...
Sonra "karakter oyuncusu" olgunluğuna erişti...
"Jönlük" bitmiş inanılmaz zor rollerin adamı
olmuştu.
"Nehir", "Maden", "Sürü",
"Yol",
"Derman", "Kanal", "Ses",
"Eylül Fırtınası" ve "Karartma Geceleri'’ndeki gibi!..
Cannes Film Festivali’nde en büyük ödülünü almıştı.
****
Çok sevilen, yetenekli, üretken aktördü Tarık Akan!
111 sinema filmi ve 4 dizi çekti.
12 Eylül’de yaşadıklarını da ‘Anne kafamda bit var’da
kaleme aldı.
12 Eylül faşist darbesinde Almanya’da Yılmaz Güney
hakkındaki bir konuşmadan sonra İstanbul’da havaalanında cuntacılarca gözaltına
alınmış,
2.5 ay zindanda kalmıştı...
****
Gözaltı, nezaret, işkence, Selimiye Askeri Kışlası zindanı
günlerini bakın gazeteci Lütfü Oflaz'a nasıl anlatmış Usta Oyuncu;
"Müjdat Gezen’le birlikte Almanya’dan Türkiye’ye
geldiğimde havaalanında gözaltına alındım. Gayrettepe’deki siyasi şubeye
götürülüp hücreye kapatıldım. Sabaha karşı birden vücuduma yediğim tekmelerle
uyandım. Tekme faslından sonra koridora çıkartıldığımda gözleri bağlı iki genç
gördüm. Ayakları davul gibi şişmişti; ayaklarında jiletle yarılmış gibi
yarıklar vardı. Ve bu yarıklardan siyahımsı bir kan akıyordu. Derken bir başka
polis beni dövmeye başladı. Benden de uzun, iri yarı bir polisti. Yediğim
yumruklarla sırtüstü düştüm. Fena halde hırpaladı beni. Ardından da kırk üç
kişinin kaldığı dokuz metrekarelik başka bir hücreye kapatıldım. Her gece
hücreden birini alıp işkenceye götürüyorlardı. Sabahlara kadar işkenceye
götürülenlerin çığlıklarını duyuyorduk. Orada kaldığım hücrelerde bit ve
pireyle tanıştım. Bir gün üzerimde kırk üç bit kırdığımı çok iyi hatırlıyorum.
Oraya getirildiğimin sanırım yirminci günü sorguya götürüldüm. Sorgu ‘Niye Yol
filmini yaptın’, ‘Niye Sürü filmini yaptın’, ‘Yılmaz Güney’le ilişkin neydi’
sorularıyla başladı. Bazı isimler sıralayıp bunları tanıyıp tanımadığımı
soruyorlardı. Arada bir ‘Bak Tarık, doğruyu söyle, yoksa ezeriz seni’ deyip
girişiyor lardı. Orada iki gün daha kaldıktan sonra beni Selimiye Kışlası’na
götürdüler. Oradaki askerler de çırılçıplak soyup ellerindeki coplarla bir
hoşgeldin dayağı çektiler. Sonra da beni bir hücreye attılar. Hücreye girince
bir de baktım ki karşımda Ruhi Su’nun oğlu. İşte o hücrede, bir gece
uyandığımda, üzerimden koşarak bir şey kaçtı. Baktım kediden iri fare. Tuvalete
kaçtı ama deliğinden içeri giremiyor; o kadar iri. Gözaltında kaldığım süre
içinde başkalarına yapılanların yanında bana yapılanlar hafif kalır. Bir de
idam olayı yaşadık orada. Kaldığım hücrenin yanında kalan Dev-Yolcu bir çocuk
vardı. İdam edilecekti. Sabaha karşı dört sıralarında onun götürülüşünü gördük.
Slogan ata ata gitti darağacına. '
Evet, bunları bana anlatan Tarık Akan da bu dünyadan gitti.
Tarık Akan, farklı siyasi fikirlerin, farklı siyasi
renklerin oluşturduğu gökkuşağının parlak bir rengiydi.
Onun ölümüyle bir renk eksildi.
****
Tarık Akan;
"Barış Derneği" davasından da yargılandı,
Nâzım Hikmet’in doğum yılı etkinliklerine katıldığı için
soruşturmalar da açıldı hakkında...
Asla sarayların, köşklerin sanatçısı olmadı!..
Silivri duruşmalarında zulme, barikatlara, biber gazına
direnen binlerdendi o! “Atatürkçüleri, yurtseverleri zindana atıp çürütmek
istiyorsunuz.
Buna hayır diyoruz” diye haykırıyordu jandarmalara...
1 Mayıs’larda ön saf alan,
Ankara’da TEKEL, Soma’da maden işçilerini yalnız
bırakmayanlardandı!
Gezi Direnişi’ne destek verenlerden de!..
****
Yaşam boyunca eğilmeyen/bükülmeyen saygın Tarık Akan’la
İstanbul-Nevizade’de aynı dost masadaydım. Yanlış anımsamıyorsam; Kemal
Sunal’ın ölümü sonrasıydı.
Aklımda kaldığı kadarıyla söyleşi sırasında,
“Varlığım ve yaşamımdır Mustafa Kemâl!” demişti.
Bir de Ömer Hayyam dizeleri okumuştu o gece;
“Her sabah yeni bir gün doğarken/
Bir gün de eksilir ömürden/
Her şafak bir hırsız gibidir/
Elinde bir fenerle gelen!..”
En sevdiği filmlerini de sormuştum,
“Hepsi emektir ama Sürü, Yol, Maden bir başka” yanıtını
vermişti. Sonra ona 70’lerde Neclâ Nazır ile İzmir’de Fuar’da çevirdiği “Çapkın
Hırsız” filmini anımsatmıştım.
Sette ona soğuk su getirdiğimi, bir imzalı fotoğrafını
verdiğini…
Ne çok mutlu olmuştu!
****
Para ve ün için değil insanlık, Cumhuriyet değerleri eğitim,
kültür, sanat için harcanan inatçı hayattır Tarık Akan.
Bu kalpler seni unutur mu
"yüreği de yakışıklı"!..
Bu halk seni çok ama çok -karşılıksız- sevdi.
Hâla seviyor, daima sevecek.
Hep özleneceksin...

